17 Mayıs - 6 Haziran 2026, Mut Sk. Artuklu | MAÇA Karşılaşma Alanı
17 Mayıs’ta açılan Destgâh, MAÇA’nın Mardin programı kapsamında karşılaşma alanında yerini alıyor ve program süresince yan etkinliklerle birlikte izlenmeye devam ediyor. Zehra Tezdönen’in nakış pratiğini kendi anlatımıyla dinlemek; bir araya getirdiği bilindik anlatıları kendi dilinde nasıl ördüğüne tanıklık etmek, sergiyi düşünsel bir deneyime açıyor.
Zehra’nın avluda izleyiciyi karşılayan ilk işi Kaostan Sonra İlk Akşam Yemeği. Onbir kadın figürünün uzun ve ince bir masa etrafında toplandığı bu tanıdık sahne, bağlamdan kopmadan yeni bir hikaye anlatmak üzere. Zehra, isimlendirmesinde anlamı tanıdıklaştırıp sizi hikayeye çektiğinde, üç buçuk metreye yaklaşan bu yüzeyde yakından incelemeye değecek bir çok ayrıntı göze çarpıyor. Her bir unsuru farklı uzaylardan hikayesine dahil ederken, boncuk işlemelerdeki resimsel ayrıntıcılık ve akış hayranlık uyandırıyor.
Formların birbirini kaplayışı, bedenin kıvrımlarının hissedilebilirliği bu işi açıkça erotikleştiriyor. Bu işin bitip bitmediği konusunda gitgel yaşayan sanatçı, MAÇA Karşılaşma alanında, kapı açıkken sokaktan görülebilen yarı kamusal bir yerleştirme olarak, alanın bağlamına bir selam çakıyor.
İşler, avludan mekanın iç alanına iki oda arasındaki pasaja genişliyor. sağ tarafta odada nişin altında Venüs'le karşılaşıyoruz.
Zehra kumaşlarını öylesine seçmiyor. Kullandığı bir çok kumaş bölgede kullanılan ve gelenekselleşmiş kumaşlar, kültürel bir müştereğe dokunuyor. Zaman zaman kumaşlar onu buluyor ve zaten bir hikayele taşıyor oluyor. O, buna bağlı kalarak kurduğu kompozisyonlarda her bir katmanı, hikayeyi deşifre edecek şekilde konumlandırıyor.
Yumuşak Olan Politiktir serisi
Pasajda, Yumuşak Olan Politiktir serisinden Ardımdaki Kalabalık, bordo yorgan üzerine boyutlu, merkezde nakışlanmış bir kadın ile karşılaşıyoruz. Bu kadın figürünün ardında bir kalabalık, koyu işlenmiş, sanatçının değimiyle 'gölge' iki erkek, onların ardında ise kadınlar; yüzleri olmasa da birbirlerine benzeyen ve kabarık memelerinin parlayan uçlarından bize bakıyorlar.
İç odaya ulaştığımızda ise masallar, Kürtçe söylenceler ve elektriksiz gecelerin hafızasına adım atmışızdır: sanatçının annesinden dinlediği hikâyeleri, nakış aracılığıyla nasıl yeniden kurduğunu anlatırken bir şeyler tanıdık gelir. Muhtemelen siz de bu masalı biliyorsunuz! Fakat Zehra, kişisel tanıklığını masalın içinden nakışlamıştır, onun hikayesi masalı hatırladıktan sonra başlar.