Hazırlayan: İlayda Tunca
Second Binding (1964): Pratt Enstitüsü'nde gerçekleştirilen, eski paçavraların boyanıp düğümlenmesiyle oluşan heykel serisi. "Müstehcenlik" tartışmaları nedeniyle sanatçının okuldan uzaklaşma sürecini tetiklemiştir.
Maintenance Art Manifesto (1969): Bakım ve geliştirme arasındaki ontolojik ayrımı kuran, sanatçının ev içi emeğini sanat olarak ilan ettiği temel metin.
Maintenance Art Tasks (1969-1973): "Kişisel Bakım" aşaması. Sanatçının evde çocuk bakarken, yemek yaparken ve temizlik yaparken gerçekleştirdiği rutinleri belgelediği süreç.
Hartford Wash: Washing/Tracks/Maintenance (1973): Wadsworth Atheneum'da müze basamaklarını yıkadığı ve giriş katındaki mermerlerdeki ayak izlerini sildiği seri. Bakımın kurumsal görünürlüğünü sağlar.
Transfer: The Maintenance of a Museum (1973): Bir müze objesinin tozunun alınması ve temizlenmesi sürecinin kendisini bir eser olarak konumlandırdığı performans.
I Make Maintenance Art One Hour Every Day (1976): Whitney Müzesi'nde 300 temizlik işçisiyle yapılan iş birliği. İşçilerin mesailerinin bir saatini sanat eylemi olarak görmeye davet edildikleri ilk kolektif çalışma.
Touch Sanitation Performance (1979-1980): New York Çöpçüleri (DSNY) ile 11 ay süren, 8.500 el sıkışma ve "teşekkür" ritüelini kapsayan devasa ölçekli performans.
Social Mirror (1983): Bir çöp kamyonunun camlarla kaplanarak şehri ve sakinlerini kendi "atıklarıyla" yüzleştirdiği kamusal yerleştirme.
Flow City (1983-1991): New York'taki bir atık transfer istasyonunun halkın ziyaretine açılması ve atık yönetiminin estetik/ekolojik bir izleme alanına dönüştürülmesi.
Bu soru kulağa ilk anda neredeyse ironik geliyor. Ama biraz durunca rahatsız etmeye başlıyor. Bir şeyi başlatmak, değiştirmek, dönüştürmek… bunlar hep anlatılır, hatırlanır, değer görür. Ama bir şeyin devam etmesi — sürmesi, bozulmaması, ayakta kalması — genelde hikâyenin dışında kalır.
Mierle Laderman Ukeles, 1960’larda sanat eğitimi alır, heykeller yapar, dönemin avangart dili içinde konumlanır. Ama hayatında bir kırılma olur: anne olur. Bu deneyim, onun için sadece kişisel bir değişim değil, aynı zamanda kavramsal bir bölünme yaratır. Bir yanda “sanatçı”, diğer yanda “bakım veren” vardır. Kendi cümlesiyle, “kelimenin tam anlamıyla ikiye ayrıldım.” Ama bu ayrımı kabul etmez. “Bu çok saçma,” der, “ben tek biriyim.”
Bu cümle küçük görünür ama yön değiştirir; çünkü onun için mesele artık sanat üretmek değil, sanat ve hayatın neden ve nasıl ayrıldığını sorgulamaktır.
1969’da kısa ama keskin bir metin yazar: Maintenance Art Manifesto. Bu metinde iki temel sistemden söz eder: geliştirme ve bakım. Geliştirme; yeni olanı, ilerlemeyi, heyecanı, sıçramayı temsil eder. Görünürdür, alkışlanır, değer görür. Bakım ise tekrar eden, sürdüren, temizleyen, koruyan şeydir. Yeniyi ayakta tutar ama kendisi görünmezdir. Bu iki sistem arasındaki gerilim, metnin omurgasını oluşturur. Çünkü Ukeles’e göre bakım olmadan hiçbir geliştirme var olamaz; ama kültür, neredeyse yalnızca geliştirmeyi önemser.
Metnin bir yerinde dil değişir, neredeyse bir listeye dönüşür: temizle, yıka, düzelt, tekrar et, çöpü at, yemeği yap, hataları düzelt, yeniden başla. Bu tekrar, okurken bir ritim yaratır. Tanıdık bir ritimdir bu; gündelik hayatın, görünmeyen emeğin ritmi. Ama aynı zamanda sıkıcıdır, bitmez, yutar. Ukeles bunu romantize etmez. Aksine, “bakım tüm zamanı alır” der.
Tam burada beklenen şey, bu döngüden çıkmak olurdu. Bakımın dışına kaçmak, “esas” işe dönmek, üretime geri dönmek. Ama Ukeles tam tersini yapar. Bakımın içinden konuşmayı seçer. Hatta daha ileri gider: zaten yaptığı şeyleri sanat olarak ilan eder. Temizlik yapmak, yemek yapmak, bakım vermek… bunları başka bir şeye dönüştürmeden, oldukları haliyle.
Bu yaklaşımın en görünür örneklerinden biri, bir müzenin merdivenlerini yıkadığı performanstır.
Hartford Wash: Washing/Tracks/Maintenance: Outside (1973).
İlk bakışta sade, hatta önemsiz gibi görünen bu eylem, dikkatle bakıldığında yer değiştirir. Çünkü orada bir sanatçı vardır ama yaptığı şey “sanat üretmek” değildir. Temizlemektir. Ve bu temizlik gizlenmez, arka plana itilmez. Tam tersine, görünür kılınır.
Bu küçük kayma aslında büyük bir dönüşüm yaratır. Çünkü kurumların içindeki görünmeyen iş, bir anda merkeze gelir. Toz almak, silmek, sürdürmek… yani mekânın ayakta kalmasını sağlayan şey. Ukeles bu noktada müzede yaşamaya başlar gibi düşünülür: temizlik yapar, yemek yapar, günlük bakım işlerini sürdürür. Sergi neredeyse “boş” görünür ama aslında sürekli bir hareket vardır. Bir şey korunur, devam ettirilir. İş görünmeyebilir ama etkisi kesintisizdir.
Sonra ölçek değişir. Bakım, kişisel bir mesele olmaktan çıkar ve sistemik bir meseleye dönüşür. Ukeles bu kez New York’taki temizlik işçileriyle çalışmaya başlar.
Touch Sanitation Performance (1979–80).
Yaklaşık 8500 kişiyle tek tek el sıkışır. Her birine aynı cümleyi söyler: “Şehri hayatta tuttuğunuz için teşekkür ederim.”
Bu jest ilk bakışta küçük görünür. Ama tekrar ettikçe büyür. Çünkü burada olan şey sadece bir teşekkür değildir; bir tanıma, bir görme, bir durma halidir. Aynı zamanda bir ritme girme biçimidir: bakımın ritmine. Ukeles bu süreçte sadece gözlem yapmaz; dinler, takip eder, zaman geçirir. Günler, aylar boyunca. Yani bakımın kendisi gibi, yavaş, tekrarlı ve süreğen bir şekilde.
Ama burada bir soru açık kalır. Bu yaptıkları yeterli midir? Görünür kılmak, dönüştürmek anlamına gelir mi? Bakımı sanat yapmak, bakımın koşullarını değiştirir mi? Bu soruların net bir cevabı yoktur. Belki de zaten olmaması gerekir. Çünkü Ukeles’in yaptığı şey bir çözüm önermekten çok, yön değiştirmektir.
Bakımı bir engel olarak görmekten, onu merkeze almaya doğru bir kayma önerir. Ve bu kayma, sessiz ama radikaldir. Çünkü bir şeyi yapmak kadar, onu sürdürmenin de bir eylem olduğunu hatırlatır. Hatta bazen daha zor olanın bu olduğunu.
Bu yüzden soru hâlâ orada durur: bir şey başladıktan sonra, onu kim devam ettirir? Ve biz o emeği gerçekten görüyor muyuz?
Belki de mesele kırığı onarmak değildir. Onu sürekli yeniden kuran, sürdüren bu görünmeyen hareketi fark etmektir. Çünkü hayat dediğimiz şey, tam olarak bu tekrarın içinde dönmeye devam eder.